Akraba Dillerin Öğretiminde Morfolojik Yapıların Yeri ve Türkçe Öğretiminde Ders Kitapları (Türkçe Öğreniyoruz Orhun I)

AKRABA DİLLERİN ÖĞRETİMİNDE MORFOLOJİK YAPILARIN YERİ VE TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE DERS KİTAPLARI (Türkçe Öğreniyoruz Orhun I)  
Öğr.Gör. Muhittin GÜMÜŞ
Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi

          GİRİŞ

          Ülkemizde Türkiye Türkçesinin ana dili olarak öğretimi ile yabancılara öğretiminin farklı alanlar olduğu ve bu alanlarda uzman yetiştirmeye yönelik çalışmaların ne yazık ki yetersiz olduğu, dilimizin yabancılara öğretimi sorununun akademik düzeyde yeteri kadar ele alınmadığını düşünmekteyiz. Özellikle Türkiye Türkçesinin yabancılara öğretimi konusunda bilimsel çalışmalar çok eski yıllara dayanmamakta, -Ankara Üniversitesine bağlı TÖMER( Türkçe Öğretim Merkezi)’in kurulduğu yılı esas alırsak- 1984 yılından itibaren başladığını ifade edebiliriz. AÜ TÖMER’in de ilk yıllarda ancak yabancı dil öğretim yöntem ve tekniklerinden denemeler ve uygulamalar yoluyla Türkçe’nin öğretimi alanında oluşturabildiği bir tecrübeden söz edilebilir. Daha sonra 1993 yılında kurulan GAZİ Üniversitesi TÖMER ile diğer üniversitelere bağlı Dil Merkezlerinin yapmaya çalıştığı çalışmalar hâlâ istenilen kalite ve etkinliğe ulaşabilmiş değildir. 
          1991 yılında SSCB’nin dağılması sonucunda bağımsızlığını elde eden Türk Cumhuriyetleri ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde 1992 yılının Eylül ayından itibaren fiilen başlayan Türk Dünyası Öğrenci Projesi yürürlüğe girdikten sonra Türkiye Türkçesinin yabancılara öğretiminin dışında lehçe öğretimi kavramıyla karşı karşıya kalınmıştır. Bir çok konuda olduğu gibi bu alanda da hazırlıksız olan üniversiteler ve bazı bilim adamları lehçe öğretimini basit bir dil dersleri veya Azerbaycan Türkçesinin anlaşılabilirlik oranıyla açıklayarak Türkiye Türkçesi kurslarının verilmesine bile gerek olmadığını belirttiklerine maalesef tanık oldum.
          Kâşgarlı Mahmut’un 11. yüzyılda hazırladığı Divanı Lugati’t-Türk adlı eserden başlayarak günümüze kadar yabancılara Türkçe öğretimi amacıyla yazılmış her türlü eserin manevî açıdan takdir edilmesi, yazarlarının tebrik ve teşvik edilmesi gerekir; ancak, kimi kitapların bariz Türkçe yazım ve noktalama yanlışlarından başlayarak kültürel yanlışlarla da dolu olması üzüntü vericidir.
          Çağımızda insanlar en hızlı, en çabuk ve en kolay yoldan dil öğrenme ihtiyacını gidermeyi amaçlar. Bu amaca ulaşmada kullanılacak yöntem ve öğretmen ile birlikte ders kitabı, çalışma kitabı ve dil öğretimiyle doğrudan ilgili her türlü kaynağın da önemi büyüktür. 
          Yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılacak kaynakların, her türlü araç gerecin çağımızın gereklerine uygun özellikler taşıması gerekir. Bunlara kısaca değinelim.

          Hedef Kitle ve Ders Kitapları
1.Ders kitaplarının hedef kitlesi yazılmadan önce belirlenmiş mi? Belirlendiyse hedef kitlenin ihtiyaçlarını karşılayacak bir yöntem ve uygulama teknikleri oluşturulmuş mudur?
2.Her eğitim ve yaş grubuna yönelik olarak öğrenme ihtiyaçlarına cevap veriyor mu?
3.Dil öğretiminde temel beceriler dediğimiz “dinleme, konuşma, yazma ve okuma becerisi”ni kazandırmaya uygun metinler ve alıştırmalar var mı?
4.Her ünitede öğrenciden beklenen hedef davranışların ne olduğu belirtilmiş mi?
5.Ünitelerde işlenen konulardaki dilbilgisi ile temel beceriler arasında bağlantı kurulmuş mu?
6.Ders kitabını kullanan öğretmenin yöntem bilgisi, uygulama teknikleri tecrübesi ile kitapta yer alan konular arasındaki uyum hangi düzeyde?

Eğer kitap yazmada hedef kitlemiz ana dili Türk Lehçeleri olanlar ise öğretim yöntem ve tekniklerini, söz varlığı öğelerini, dilbilgisi sıralamasını ve öğretme süresi ve planını ona göre düzenlemek gerekir. Hedef kitlemiz ana dili Türk dili ve lehçeleri ile ilgisi olmayan diğer dilleri konuşanlar ise yine farklı yöntem ve tekniklere uygun, dilbilgisi sıralaması ve öğretim planı yapılması gerekir. Neden? Çünkü lehçe öğretiminde en başta ortak adlar, fiiller, sayı adları, zamirler, sıfatlar, belirteçler, ünlemler, edatlar, bağlaçlar, benzer cümle yapıları vb. deyimler, atasözleri, kalıp sözler, terimler, vb. yer almaktadır. Bu ortak gramer yapıları veya öğeleri ana dili Türk Lehçeleri olamayanların dilinde yer almadığından öğrenme süresi ve hızı bakımından farklıdır. 
          Türkçe Öğreniyoruz Orhun’un hedef kitlesi hem Türk lehçelerini konuşanlar hem de diğer yabancılar olamaz. 
En az 7-8 yıl Ankara Üniversitesi TÖMER’de, 10 yıldır da Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nde Türkiye Türkçesi öğretiminde görev yapmakta olan meslektaşlarımızla edindiğimiz tecrübeler doğrultusunda hedef kitlenin ihtiyaçları, hazır bulunuşluk durumu, dil öğrenmeye duyulan ihtiyaç ve öğretim yöntem ve tekniklerinin ne derece önemli olduğunun farkında olarak (Türkiye Türkçesini üstelik Türkiye Türkçesinin konuşulmadığı bir ülkede) üniversitede öğrenimlerini devam ettirecek düzeyde öğretmekteyiz. İki ayrı hedef kitlemiz var. Bunlardan biri ana dili Kırgız, Kazak, Uygur, Özbek, Türkmen Türkçesi olan öğrenciler, diğeri ise ana dili Rusça olan Rus ve Kırgız öğrencilerle Tuva, Hakas, Altay, Moğol ve Çin dili olan öğrenciler Tuva, Hakasya ve Altay’dan gelen öğrencilerin temel ve orta öğretimdeki dilleri Rusçadır. Genellikle ana dillerini bilmemektedirler. Yukarıda sözünü ettiğimiz öğrencilere aynı programın ve aynı öğretim yöntem ve tekniklerinin uygulanması hem mümkün değildir, hem de doğru değildir. Aynı sınıfta ana dili Rusça olan öğrenciyle ana dili Kırgızca olan öğrenci arasında öğrenme hızı ve kolaylığı açısından ne gibi farklılıklar olacağı, ne gibi sorunlar olabileceği bu alanda çalışan herkesçe öngörülebilir. Mesela,“Belirli geçmiş zaman”la veya diğer morfolojik yapılarla (emir kipi, istek kipi, iyelik ekleri, kişi ekleri, kimi yapım ekleri, ve çekim ekleri ) ilgili kısımlar öğretilirken Kırgız öğrenci kendi diliyle Türkiye Türkçesinin aynı olduğunu düşünecek ve dilimizin çok kolay bir dil olduğunun farkına varacaktır, Rus öğrenciler için durum aynı değildir. Organ adları, sayı adları, renk adları, zamirler, kimi sıfatlar vb. nice ortak sözlerin bulunduğu bir metinle okuma becerisi çalışması yaparken de zorluk ve kolaylık yorumları yapılır. Bu nedenle dil öğretimiyle ilgili kitap yazımında hedef kitlenin hazır bulunuşluk durumu dikkate alınmalıdır.
          Türk lehçelerini konuşanlara tanışma, üç temel zaman, ad durumları, istek ve emir kipleri, bağlaçlar, sayı adları, saatler vb. konuların işlendiği üniteleri haftada 20 saatlik bir programla bir ay içinde öğretmek mümkündür; fakat aynı durum diğerleri için söz konusu olamaz.  
          Dil öğretiminde amaç bilgi vermek değildir; beceri ve alışkanlık kazandırmaktır. Duygu, düşünce ve tasarımlar beceri ve alışkanlık hâline getirilmedikçe dil öğrenilmiş sayılmaz. 

          Konunun ayrıntısına girmeden dil öğretimi alanında çalışacak öğretmen ve ders ortamı ve yöntemlerden söz etmeyeceğim. Bu nedenle doğrudan Türkçe Öğreniyoruz Orhun Dil Öğretim Setindeki kitaplarla ilgili düşüncelere daha çok yer vermek istiyorum.

          TÜRKÇE ÖĞRENİYORUZ ORHUN DİL SETİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELER
   
          Türkçe Öğreniyoruz Orhun’un hedef kitlesi dilbilgisi sıralaması bakımından belli değildir. 
          Türkçe Öğreniyoruz Orhun I Ders Kitabının İçindekiler kısmında Dilbilgisi alanında belirli geçmiş zaman 2. ünitede yer alırken, şimdiki zaman 3. ünitede yer alıyor. Bu sıralama bize göre yanlıştır; çünkü bir insan, ilk olarak (bilmediği dili öğrenirken) önce somut kavramları, sonra soyut kavramları öğrenir. Genellikle içinde bulunulan ânı ifade eden şimdiki zaman, geçmiş zamana göre daha somut olduğu bir gerçektir. “Şimdi oturuyorum.”, “Okuyorum.” “Konuşuyorum.”, “Yürüyorum.” gibi hareket fiillerinin gösterilerek öğretilmesi daha kolaydır. İçinde bulunduğumuz ân öğretilmeden daha soyut olan belirli geçmiş zamanın şimdiki zamandan önce verilmesi öğretimi zorlaştırır.
          Türkçe Öğreniyoruz Orhun I (Ders Kitabı) : I. Ünitede yer alan “Karşılaşma” genel başlığı altında yer alan “Karşılaşma /Merhaba” yerine “Tanışma ve Karşılaşma” denmesi daha uygundur. Çünkü Serik ve Aygül’ün diyalogu karşılaşmayı da, selamlaşmayı da içermiyor; daha çok tanışmayı ifade eden içeriğe sahiptir. Ayrıca Serik ve Aygül’ün selâmlaştıkları fotoğrafla tanıştıkları fotoğrafın aynı olması estetik görünmüyor ve 3.fotoğrafta yer alan kişiler de farklı. 
          1.sayfada yer alan karşılaşma diyaloglarında “Ertuğrul Bey, Murat Bey, Yusuf Bey “ gibi kişiler yer aldığından hep “Bey” hitabı kullanılmış; rollerden biri de “Hanım” olsaydı ilk konudan itibaren Bey ve Hanım hitapları öğretilmiş olurdu. 
          10. ve 11. sayfalarda yer alan “Ne ve Kim?” sorularıyla yapılan cümlelerde yalnızca “Bu ne? ve “Bu kim?” soruları ile “Bu” işaret zamirinin kullanılmış olduğu dikkati çekiyor. “ Bu kim?, Bu ne?, Bu televizyon mu?” vb. örneklerinde olduğu gibi. Oysa mesafeye göre “şu” ve “o” işaret zamirleri de kullanılarak “Şu kim? Şu ne? O kim? O ne? Şu defter mi?, O öğretmen mi?” gibi soru cümleleri olabilirdi. 
          13. sayfada “Nerede?” başlığı altında verilen örneklerde adlar yalın durumda fakat “Baban nerede? cümlesinde baba kelimesi çekimli halde verilmiştir. Örneklerde tutarlılık olmadığı görülüyor.
          16. sayfada “Telefon Konuşması” başlığı ile yer alan diyalogda ilk önce normal bir telefon konuşması yer almalı, daha sonra yanlış aramayla ilgili bir telefon diyalogu verilmelidir.
          17. sayfada yer alan “Çayda şeker var mı?” cümlesinin konuyla ilgisi zayıf olup anlambilimsel açıdan duru bir cümle değildir. Hiçbir Türk, “Çayda şeker var mı?”diye sormaz. Onun yerine -meraklısı sorarsa- “Çayınız şekerli mi, şekersiz mi?” der.
          19. sayfada yer alan “B. Metne göre işaretleyin.” başlığı altında yer alan 3. sıradaki Astana’da üniversite yok.” cümlesi, var /yok kavramını kavratmak içinse 1. ünitede yeterince işlenmiş olan bir yapıyı bu kadar çok tekrar etmek gereksizdir. 
          21. sayfada “Alıştırmalar” bölümünde 2. cümle “ Ben para iste….., ama o verdi.” cümlesi bir yabancı için anlaşılır özellik taşımamaktadır. 
          22. sayfada “Kara” başlıklı okuma metninde kültürel anlamda yanlışlık olduğunu açıkça söylemek zorundayız. Çünkü Kırgızlarda sürüyü veya evi koruma amacı dışında evlerde ( ev içinde) köpek beslenmez. Evde köpek beslemek uğursuzluk sayılmaktadır.

          24. sayfada “Türkiye Türkçesinde soru eki ayrı yazılır.” başlığı altında verilen örnek, anlambilimsel bakımdan yanlıştır. Hiç kimse başkasına “Ben anladım mı?” diye soru sormaz,onun yerine “Ben sizi ( onu veya başkasını) doğru mu anladım?” diye sorabilir. Bu örneği öğretmenler yabancıya anlatmakta sorun yaşar. Bu tür örneklerin seçiminde daha somut, anlaşılır ve anlatılabilecek fiiller seçilmelidir.

          25. sayfada Hakan ve İsmail’in diyalogu “Hakan: Arkadaşlar bizdeydi, seni davet etmek istedim, ama olmadı.”cümlesi anlambilimsel açıdan bozuktur. Olmayan nedir? Sebep belli değil. Aynı sayfada 6. alıştırmada “Adam çok fakir…., niçin yardım etmedin?” cümlesinde boşluğa “di” eki geldiğinde mantısızlık olur. Çünkü “Adam çok fakirdi , artık fakir değil” anlamına gelir ve “Niçin yardım etmedin?” sorusu da hükümsüz kalır.
          26. sayfada “Senden önce hayatımda kimse yoktu .” cümlesi yabancılara Türkçe kurslarının temel düzeyinde nasıl izah edilebilir?
Aynı sayfada “Benim için ne dünden önce, ne yarından sonra önemli.”cümlesi de anlambilimsel bakımdan yanlıştır. Bu cümle “Benim için ne dünden öncesi, ne yarından sonrası önemli.” biçiminde olmalıdır. Bu cümlede de soyut anlatım var, bundan dolayı ana dili Türk lehçeleri olamayan kişiler için anlatılması ve anlaşılması zor bir cümle olarak dikkat çekmektedir.

          27. sayfada “İbrahim Müteferrika, 1726 yılında ilk matbaayı kurdu ve Osmanlı devletinde ilk kitapları bastı.” cümlesinde sözdizimi yanlışı nedeniyle oluşan anlam da bilgi yanlışlığına sebep olmaktadır. Çünkü tarih bilgilerine göre matbaayı ilk kuran İbrahim Müteferrika değildir. Bu cümle “Osmanlı Devletinde matbaayı ilk kuran İbrahim Müteferrika’dır. “olmalıydı. Aynı sayfada “Nasrettin Hoca 13. yüzyılda herkesi güldürdü ve düşündürdü.” cümlesinde Nasrettin Hoca sadece 13. yüzyılda mı güldürdü ve düşündürdü, sorusunu akla getiriyor.
          30. sayfada “TANIŞALIM” başlığı altında yer alan “Bahtiyar”’ın sorusu “Hangi fakültede okuyorsunuz ?” biçiminde olduğu halde, soruya cevap olarak hem “üniversite” hem de “fakülte” belirtilerek olarak verilmiş.
          Tanışma konusunun 3. ünitede en az 40 saatlik programdan sonra yer alması dil öğretimi ilkelerine aykırıdır. Kitabın I. ünitesinde de yer alan “Tanışma” konusu yerine “Karşılaşma“ başlığı konmuş; fakat o konuda da tanışma diyaloglarının olduğu görülüyor. Başlıkla içeriğin örtüşmediği görülüyor.

          31. sayfada “B. Metne göre işaretleyin.” başlığı altında “1.Murat Azerbaycanlı.” cümlesi öğrenciye zihinsel bir yorum veya etkinlik gerektirmeyen bir özellik taşımaktadır. Okuma metinlerindeki bir cümleyi öğrenciye olduğu gibi cevapta kullandırmak öğretim tekniklerine uygun bir davranış olarak kabul edilemez.
33. sayfada “Paragrafı şimdiki zaman ekleriyle tamamlayın” ifadesi de zihinsel etkinliğe uygun bir yönerge cümlesi değildir. Çünkü boşluklara ne yazılması gerektiği açıkça ifade ediliyor. “Aşağıdaki boşlukları uygun eklerle doldurunuz” denmesi daha yararlı olacaktır.

          41. sayfada Cemile ile Memur arasında geçen diyalogda “Cemile: Kart almak istiyorum. Telefon kartı.”. yerine “Telefon kartı almak istiyorum.” cümlesi daha iyi ve anlaşılır olur. Memur: Tabi, kaçlık istiyorsunuz? cümlesinde “Tabi” kelimesi yanlış “Tabii” olmalıydı. Konuşma dilinin kullanılması yanlış değildir; ancak henüz bir aylık kurs dönemindeki öğrenciye daha düzgün ifadeler kullandırıldıktan sonra konuşma dilinin üslubu kavratılmalıdır.

          44.sayfada “Ailem” başlıklı metindeki “ Emin” 37 yaşında. Bu tür metinlerde genel olarak ilk konularda hedef kitlenin Üniversitede okuyacak öğrencilerin olacağı varsayıldığından daha genç birisine rol verilmesi uygun olurdu. Rollerdeki karakterlerin öğrencinin kendi yaşantısına ve sıfatına uygun olması öğrenme motivasyonunu ve öğrenme sürecini etkiler.

          56. sayfada “Mahir Bey: akşama ne yapmayı düşünüyorsun? …..” cümlesinde “Akşama ne pişirmeyi düşünüyorsun?” denmesi daha iyi olur. Çünkü kitabın 56. sayfasına kadar hiçbir yerde “pişirmek” fiili kullanılmamış. En temel fiillerden biri kullanılmadan yaygın olmayan, kalıplaşmamış eksiltili cümlelerin kullanılması doğru değildir.

          60. sayfada “sürücü belgesi” ve “ehliyet” kelimeleri bir metinde kullanılıyor. Bunların eş anlamlı olduklarını ders etkinliklerinde veya alıştırmalarda ifade etmek yerinde olur.
          63. sayfada boşluk doldurmalı metinde yer alan “…..duşa giriyorum.”duşa girmek fiili Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde yok.

          64. sayfada ile bağlacının kullanıldığı yerler öğretilirken “Sabırla koruk helva olur.” atasözündeki “koruk” kelimesi Türkiye Türkçesinin temel söz varlığında yer almamaktadır. Bu kitapta kullanımı daha yaygın olan kelimler tercih edilmelidir.

          66. sayfada “ Orhan: …..Şu parkın içinde masalar var……” yerine konu bütünlüğü bakımından“ tenis masaları var” denebilir.
          73. sayfada “Her zaman çay içiyorum. Bugün çay içmeyip kahve içeyim.” yerine “Bugün çay yerine kahve içeyim.” demek daha uygundur. Ulaç eklerinin anlatımı için doğru seçilmiş bir cümle değildir.

          73. sayfada Yunus Emre’den seçilen şiirin dili çok ağır. Yazım yanlışları da var. Temel düzey Türkçe kursu öğrencisi bu şiiri anlamaz. Oysa Yunus Emre’nin daha sâde Türkçe’yle yazılmış şiirleri konabilirdi.
Mülk-i fenadan geçmek, aşk ummânı, aşkın hânı vb. sözler yabancılara Türkçe öğretiminde hangi kelime kadrosuyla anlatılabilir? Bunlar Türkçe’nin temel kurs düzeyinde yer alacak kelimeler değildir.

          76. sayfada “ Önce et reyonuna gidelim kızım, akşama köftelik kıyma alalım.” “akşama“ sözüyle akşam yemeği için mi, yoksa akşam vaktinde satın alma işini mi yapmak istiyor? Yabancılar için bu cümlenin belirgin olduğu söylenemez.

          77. sayfada “Ayten Hanım: Tam yağlı teneke peynirinden bir kalıp al.” cümlesinde “teneke peyniri” diye bir peynir türü yoktur. Yalnızca teneke kutu içinde satılan beyaz peynir türü vardır. Sözlüklerde kullanılmayan kelimelerin yer alması uygun değildir.

          94. sayfada “UNUTMAYACAĞIM” başlıklı konudaki üslup ve annenin kızıyla olan diyalogu sert ve kızının kulağını çeken bir annenin fotoğrafı dikkat çekici. Kültürel bakımdan yanlış bir mesaj ileten bir özellikte.Bu kitapta böyle bir metin olmamalı.
          96. sayfada “Paragrafı tamamlayın.” başlığı altındaki ilk boşluğa hiçbir ek gelmese de anlam bozukluğuna yol açmıyor. Eğer o boşluğa aitlik eki gelirse cümleye yeni bir güç katmıyor. Bugünkü dünya, dünkü dünya veya yarınki dünya vb. ifadeler zorlama ifadeler olarak görülebilir. “Bugün dünyada ne yazık ki, her şey paraya bağlı.” Bu cümle doğru ve anlaşılır nitelikte. Boşluk doldurmaya gerek yok. 

          98. sayfada “ ………….O zaman kayıt için başvuracağım.” Kayıt için başvurmak ne demek? Bir öğrenci, ya üniversiteye kayıt olur veya doktora sınavlarına girmek için başvurabilir. Üniversiteye kayıt olmak için başvurmak sözü yanlış kullanılmaktadır. Kayıt olmak fiilinin temel kullanımını kavratmadan eksiltili kullanımı dil öğretiminde doğru bir tercih sayılmaz.

          “106. sayfada “ Çifte kamburlar ve Çarşamba Cadıları” başlıklı metinde yer alan kambur, cadı, külhan vb. kelimler temel düzey Türkçe kurslarında yer alması gereken ve öncelikle öğretilmesi gereken kelimeler değildir. Okuma metni de hedef kitlenin ilgisini çekecek üslupta değildir. Bu metinde istenen hedef davranış nedir?

          110.sayfada UFO başlıklı konu son derece soyut kavramlarla dolu olup kelime kadrosu bakımından da temel söz varlığından öğeler bulunmamaktadır. 
          112. sayfada yer alan fiil çekimlerinin cümleli çekimleri daha öğretici olabilir.
Belirsiz geçmiş zamanın değişik kullanımları ayrı ayrı örneklerle verilmesi halinde yararlı olabilirdi.
Kitapta Belirsiz geçmiş zaman, yalnızca duyulan ve yeni fark edilen durumlar için kullanılmış. İhtimal bildiren ve kesinlik ifade eden ilanlarda kullanımı yer almıyor.

          115. sayfada “Alıştırmalar “ bölümünde 13. sıradaki alıştırmanın cevabı kitapta istendiği gibi “Belirsiz geçmiş zaman ekleri ve başka uygun ekler getirin” denmekte. Daha önce işlenmeyen konudan bir ekle (-lik) doldurulması istenmektedir.

          155. sayfada “Mektuplar” başlıklı konudaki ikinci mektupta yer alan “.......Ben de sizleri çok özledim.Hepiniz burnumda tütüyorsunuz…..” Burnunda tütmek sözü kişiye değil yere hasreti ifade eder. Birisi burnunda tütmez, bir yer veya bir şey burnunda tüter. 

          156. sayfada “Hediyesini aldın mı?.... Hediyesini unutur muyum hiç ….” gibi öznesiz cümleler yer almaktadır. Kimden bahsedildiği belli değil.
          160. sayfadaki fotoğraf daha belirgin ve düzenli olabilirdi.

          Dil ve kültür ilişkisi açısından iyi olan kitap, ders işleme ve hedef kitlenin dil öğrenmesini kolaylaştırıcı olmadığı, yukarıda belirtilen örneklerde olduğu gibi bizce doğru kabul edilmeyen yanlışlıkların düzeltilmesi gerekir. 

          Türkçe Öğreniyoruz Orhun I kitabının eleştirisinden sonra diğer kitaplarla ilgili düşüncelerimizi de belirteceğiz.
Türkçe’ye hizmet; Türk milletine hizmet demektir. Yukarıdaki öneri ve eleştirilerimizin yanı sıra diğer kitaplar için de yapacağımız eleştirel yaklaşımların yararlı olacağını umuyoruz.  

Kaynaklar:

1. Sedat Sever, Türkçe Öğretiminde Tam Öğrenme Kuramı, Ankara,1995
2. Mehmet Hengirmen, Dil öğretim Yöntemleri ve TÖMER Yöntemi, Ankara, 1995
3. Cahit Kavcar, F. Oğuzkan, S. Sever, Türkçe Öğretimi, Ankara, 1999
4. Murat Özbay, “Türkçe Öğreniyoruz Orhun Dil Öğretim Seti (Ders Kitabı I), TC Başbakanlık TİKA ,Ankara, 2003


Yorum ekle


Top