Resmi belgelerde ve veri tabanlarındaki diller

Dil Zengini Avrupa proje anketinin birinci bölümünde araştırmaya
katılan ülke ve bölgelerde farklı dillere ilişkin resmi belgelerin
ve veri tabanlarının mevcudiyeti incelenmiştir. İnancımız odur ki,
dilsel çoğulculuğu destekleyen resmi belgelerin olması ve
mevcut dillerin dökümünü sağlayan veri tabanlarının olması söz
konusu ülke ve bölgelerde çokdillilikle ilgili bir bilincin oluşmasına
ve daha iyi eğitim politikalarının geliştirilmesine yol açacaktır.
Dil Zengini Avrupa verileri, Avrupa Konseyi (AK) resmi kayıtları,
ve Yöresel/Azınlık dilleri için Avrupa Sözleşmesinin ilgili
hükümlerine dayanarak bu alandaki politikaları ve rapor
edilen uygulamaların haritasını çıkartmamız mümkün olmuştur.
Dille ilgili resmi hükümler ve dil politikalarına ilişkin belgelere
yönelik iki temel araştırma sorumuza verilen 24 ülke ve bölgenin
yanıtları Tablo 1’de sunulmaktadır. Yöresel/azınlık dillerine ilişkin
yasa hükümleri araştırmaya katılan ülkelerin büyük çoğunluğunda
mevcutken yabancı dillere ilişkin hükümler 14 ülke/bölgede, göçmen
dillerine ilişkin ise sadece beş ülkede mevcuttur. Ulusal dil ve
yabancı dillerle ilgili resmi dil politikalarına ilişkin belgeler araştırmaya
katılan tüm ülke/bölgelerde mevcutken, yöresel/azınlık dilleriyle
ilgili 19 ülke/bölgede ve göçmen dilleriyle ilgili ise sadece dört
ülkede mevcuttur.


Tablo 1: Araştırmaya katılan 24 ülke/bölgede dile ilişkin yasa hükümleri ve resmi belgeler

Kısım 1.1’de değinildiği üzere Avrupa’daki dilsel çoğulculuğu
destekleyen önemli belgelerden birisi Avrupa Konseyi’nin
Yöresel/Azınlık dilleri için Avrupa Sözleşmesidir. Bu sözleşme
bir taraftan Avrupa’nın kültürel mirası olan yöresel/azınlık dillerini
korumak ve geliştirmek için düzenlenmişken diğer taraftan
da bu dilleri konuşan bireylerin hem kamusal hem de kişiye özel
alanlarda kullanmalarını sağlamak içindir. Her şeyden önce ve
önemlisi bu Sözleşme tüm devletlerin kendi hükümranlık alanlarında
kullanılan yöresel/azınlık dillerinin kullanımına ilişkin gözetilmesi
gereken ilke ve amaçları belirler. İkinci olarak, Sözleşme yöresel/
azınlık dillerinin kamusal alanda kullanımını desteklemek ve
yüreklendirmek için alınması gereken somut önlemleri içerir.
Sözleşme kapsamına geleneksel olarak kullanılan yöresel/azınlık
dilleri dahilken son dönemde göç yoluyla gelen diller ve ulusal
dilin farklı ağızları dahil değildir. Bu sözleşmeyle yöresel/azınlık
dillerinin mümkün olduğu oranda eğitimde, görsel-işitsel medya
ve basın yayın organlarında, hukuki ve idari alanlarda, ekonomik
ve sosyal yaşamda, ve kültürel etkinliklerde kullanımlarını
desteklemek ve yaygınlaştırmak hedeflenmiştir.
Araştırmaya katılan 18 ülke parlamentosunun 11’i Sözleşme’yi
onamış, Fransız ve İtalyan hükümetleri imzalamıştır. Bulgaristan,
Estonya, Yunanistan, Litvanya ve Portekiz’de bu sözleşme ne
onanmış ne de imzalanmıştır. Bu sözleşmenin tasdik edilmemesinin
nedenlerinden birisi sözleşme ilkelerinin ülke anayasası ile çelişiyor
olması gösterilebilir. Tablo 2 resmi belgelere ve Yöresel/Azınlık
dilleri için Avrupa Sözleşmesi’ne göre her ülkede hangi dillerin
tanındığı, korunduğu ve geliştirildiğine ilişkin bilgi sunmaktadır.
Daha fazla bilgi için okurlar Avrupa Konseyi web sitesine
bakabilirler. Konuyla ilgili bilgiler sürekli güncellenmektedir.
tablo 2: Yöresel/Azınlık dillerinin 18 ülkede resmi tanınma, korunma ve desteklenmesi


BÜYÜK HARFLERLE: SADECE ÜLKENİN RESMİ BELGELERİYLE
italik: ülkenin resmi belgeleriyle ve Yöresel/Azınlık dilleri için Avrupa Sözleşmesi (YADAS) hükümleriyle

 

Dillerin Yöresel/Azınlık dilleri için Avrupa Sözleşmesi uyarınca
tanınması ve/veya korunması eğitimde kullanılacakları anlamına
gelmemektedir. Tablo 3, her bir ülkede ulusal yasalara göre
veya Yöresel/Azınlık dilleri için Avrupa Sözleşmesi uyarınca resmi
olarak öğretilen dillerin dağılımını sunmaktadır.
tablo 3: 18 ülkenin eğitim kurumlarında resmi olarak öğretilen Yöresel/Azınlık dilleri
BÜYÜK HARFLERLER: SADECE ÜLKENİN RESMİ BELGELERİNE GÖRE SAĞLANAN EĞİTİM
İtalik: ülkenin resmi belgeleriyle ve Yöresel/Azınlık dilleri için Avrupa Sözleşmesi (YADAS) hükümleriyle sağlanan eğitim

Tablo 3’te görüldüğü gibi eğitimde sunulan diller arasında
ciddi farklılıklar vardır. Genel olarak en çok sayıda yöresel/azınlık
dilinin öğretimi Güney-Doğu Avrupa ve Orta Avrupa ülkelerinde
yapılmaktadır. Fransa ve İtalya dışındaki Batı Avrupa ülkelerinde
bu durum farklılık göstermektedir. Yöresel/Azınlık dilleri için Avrupa
Sözleşmesi’nde ‘yöresel’ ve ‘azınlık’ kavramları belrsizlikler
içermektedir ancak göçmen dilleri belirgin bir şekilde bu tanımların
dışında bırakılmışlardır (Extra & Gorter, 2008: 31). Batı Avrupa
ülkelerinde göçmen dilleri yöresel/azınlık dillerine kıyasla çok
daha yaygın ve belirgin bir konuma sahiptir ama çok daha az
tanınmakta, korunmakta ve desteklenmektedir. Her ne kadar
Trakya bölgesindeki ilkokullarda Türkçe konuşan çocuklara
Türkçe eğitimi verilse de Dil Zengini Avrupa projesine katılan
ülkeler arasında Yunanistan’da hiçbir yöresel/azınlık dili resmi
olarak tanınmamakta ve öğretilmemektedir. Resmi belgelere göre
eğitimi mevcut olmayan diller aslında okullarda öğretilmektedir
ve araştırmamızın yapıldığı dönemdeki duruma ilişkin bilgiler
Kısım 2.3 ve 2.5’te sunulmaktadır.
Hem Avrupa’da hem de diğer ülkelerde nüfus gruplarının
tanımlanmasına ve saptanmasına yarayan veri tabanlarının
türüne ilişkin farklılıklar mevcuttur. Bu veri tabanları dile ilişkin
tekli veya çoklu sorular içerebilirler. Avrupa’daki duruma
ilişkin olarak Poulain (2008) ülke genelinde yapılan nüfus
sayımları, idari kayıtlar ve istatistiksel anketler arasında bir ayrım
yapmaktadır. Nüfus sayımları (genellikle beş veya on yıl gibi) belli
zaman aralıklarında yapılmaktadır ve ülke geneline yönelik veri
tabanları oluştururlar. İdari kayıtlar genellikle merkezi olarak
yerel yönetim düzeyinde tutulmaktadır ve düzenli olarak her yıl
ve hatta aylık olarak güncellenir (örneğin Hollanda’da kayıtlar
aylık olarak güncellenmektedir). İstatistiksel anket çalışmaları
bazı nüfus gruplarına yönelik düzenli olarak belli aralıklarla
tekrarlanır. Her üç tür veri toplama yöntemi farklı birleşenler
içerebilir. Tablo 4 araştırmaya katılan 24 ülke ve bölgedeki
uygulama ve yöntemlere ilişkin genel durumu sunmaktadır.


Tablo 4: Ülke veya bölge genelinde ulusal, yöresel/azınlık ve göçmen dillerine ilişkin verilerin derlenme yöntem ve uygulamaları

Tablo 4’te görüldüğü gibi birçok ülke ve bölge dillere ilişkin veri
toplama uygulamalarına sahipler ve birçoğu ulusal dil, yöresel/
azınlık ve göçmen dilleri olmak üzere üç farklı dil türünü hedef
almaktadırlar. 24 ülke ve bölgenin beşinde hiçbir veri toplama
yöntemi uygulanmamaktadır. Bu ülkeler Avusturya, birçok azınlık
diline sahip olmasına rağmen Bosna Hersek, Danimarka, Hollanda
ve Yunanistan’dır. Portekiz sadece ulusal dille ilgili veri toplamaktadır.
Tablo 5 geniş kapsamlı araştırmalarda ve ülke çapında
gerçekleştirilen nüfus sayımlarında dillere ilişkin soruların genel
dökümünü sunmaktadır. Dillere ilişkin anket soruları arasında
farklılıklar olduğu ortaya çıkıyor. Extra (2010) ülke çapında
gerçekleştirilen geniş ölçekli araştırmalarda kullanılan anadili,
evde konuşulan başlıca dil ve ev dili gibi soruların geçerliğini
sorgulamıştır. İngilizcenin hakim toplum dili olduğu Avustralya,
Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada gibi ülkelerdeki geniş
kapsamlı nüfus sayımı gibi araştırmalardan elde ettiği verilerden
faydalanarak Extra “anadili” sorusunun geçerliği en düşük soru
iken “evde kullanılan dil” sorusunun geçerliği en yüksek soru
olduğunu öne sürmektedir (konuyla ilgili tanımlar için açıklayıcı
sözlük bölümünde anadili ve ecdad-dili bakabilirsiniz). Avrupa
ülkeleri bu durumu kavramış görünüyor çünkü araştırmaya
katılan ülkelerin yarıdan fazlası “evde kullanılan dil” sorusunu
sormaktadır. İsviçre’de dil kullanımı ile ilgili sorulan soruların en
göze çarpanlar olduğu anlaşılıyor. Özellikle kullanılan başlıca dille
ilgili olarak sorulan “Hangi dilde düşünüyor ve en iyi biliyorsunuz?”
sorusu çok ilginçtir. Bu konuyla ilgili son bir yorum yapmak gerekirse,
24 ülkenin/bölgenin sadece 11’inde dil becerileriyle ilgili sorular
sorulmaktadır. Bu sorulara verilecek yanıtların türü de sorunun
formatına göre değişiklikler göstermektedir; bazen “Evet/Hayır”,
bazen beceri odaklı “Yapabilir misiniz?” ve bazen de “Ne kadar iyi
yapabilirsiniz?” türünden becerinin derecesiyle ilgili sorular vardır.
Sonuç olarak, Avrupa ülkelerinde var olan veri tabanları ve
bunların oluşturulmasında kullanılan uygulama ve yöntemlerle
sorulan sorular arasında ciddi farklılıklar olduğu görülmektedir.
Avrupa perspektifinden bakınca çokdillilikle ilgili bilinç ve
farkındalığı artırmak, gerçek veriler üzerinden dil planlaması
yapmak ve Avrupa genelinde kıyaslamalı araştırma yapabilmek
için bu alanda fikir alışverişine ve deneyimlerin paylaşılmasına
ihtiyaç vardır.

Tablo 5: 24 ülke/bölgede veri toplama mekanizmaları ve dille ilgili soruların dağılımı

Top